Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı, psikanaliz, yaklaşım, kadıköy terapi, anadolu yakası psikolog, anadolu yakası psikolojik danışman, kadıköy psikolog, taksim psikolog, istanbul en iyi psikolog, anadolu yakası psikiyatrist

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı
Psikolog Cansu Paçacı

Öznelliklerarası psikanaliz yaklaşımı, bireyin zihni ve bu zihnin dışında kalan dünyayı birbirinden ayrı tutan klasik Freudyen psikanalize ek olarak, insanlar arasındaki etkileşimle belirlenen deneyimlerin çeşitliliğine odaklanır. Öznelliklerarası psikanaliz yaklaşımına göre terapist ve danışan birbirlerinden farklı öznellikleriyle terapide var olurlar; ve yeni kurulan bağlamlarda birlikte yeni dinamikler yaratır, bir şeylerin değişmesinde de etkin rol oynarlar. Psikanalizdeki bu güncel teori kaynağını, insanlar arasındaki etkileşim ve yaşamdaki deneyimler gibi konularla ilgilenen kıta Avrupası kökenli felsefik gelenekten almaktadır.

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı
Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı

Öznelliklerarası psikanaliz yaklaşımı, klasik psikanalitik teoriye ve buna dayanan klinik pratiğe yeni bir bakış açısı getirerek güncel psikanalizde temel bir yaklaşım olarak yerini almıştır.

Özneliklerarası Psikanaliz Yaklaşımını Geliştiren Teorisyenler

İngiliz nesne ilişkileri ekolü ve kendilik psikolojisinin etkisi altında, bu alanda tanınmış teorisyenler Jessica Benjamin, Thomas Ogden, Robert Stolorow ve çalışma arkadaşları öznelliklerarası psikanalitik teoriyi ve buna bağlı klinik pratiği farklı bakış açıları ile geliştirmişlerdir.

Kişilerarası Bağlam

Akhtar, insanın psişik durumunun kişilerarası bağlamdan yalıtılmış olarak anlaşılmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir. ‘‘Zihinsel durumlar, hastanın ruhsallığı içinde soyutlanmış oluşumlar değil, belli bir kişilerarası bağlama ya da klinik etkileşime özgü, karşılıklı olarak oluşturulmuş deneyimlerdir.’’ (Akhtar, 2009, s. 152).

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı -
Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı –

Terapide Kişilerarası Bağlam 

Danışan ve terapist, terapötik bağlamda kendi öznellikleriyle var olurlar ve kaçınılmaz bir şekilde birbirlerinin ruhsal gerçekliklerini etkilerler. Bu açıdan öznelliklerarası psikanaliz yaklaşımı, klasik psikanalizin temel varsayımlarını farklı bir bakış açısıyla ele almaktadır. Sözgelimi psikanalizin temel fenomenlerinden biri, karşı-aktarım, öznelliklerarası psikanaliz yaklaşımına göre hastanın öznelliği de dahil tüm analitik malzemeyi yapılandıran bir dinamik olarak görülmektedir.

Terapötik bağlamda, ve hatta bu bağlam dışında gerçekleşen her şey yalnızca hastanın aktarımına bağlı olarak gelişen durumlar değildir; aynı zamanda terapistin öznelliğinden de etkilenerek oluşan durumlardır. Hastanın psişik gerçekliğini aydınlatmaya dair girişimler, terapist ve hastanın belli terapötik bağlamlarda deneyimledikleri özel etkileşimlere bağlıdır (Akhtar, 2009).

Öznelliklerarası teori kıta Avrupası’nda doğan felsefi gelenekten temel almaktadır. Söz konusu bu felsefi gelenek, psikanalizin hem teorik yapısı hem de klinik pratikleri açısından büyük bir öneme sahip olan, insanlar arasındaki etkileşim ve sevginin doğası, zaman, dil, kültür ve tarih tarafından belirlenen insan deneyimlerinin çeşitliliği gibi konularla ilgilenmektedir (Frie & Reis, 2001).

Kıta Avrupası filozofları, özneyi ve onun zihnini birbirinden tamaman bağımsız yapılar olarak kabul eden, Kuzey Amerika ve İngiltere çıkışlı felsefi yaklaşımı reddederek, geleneksel Kartezyen özne anlayışına alternatif geliştirmişlerdir. Bireylerin öznel deneyimlerinin önemini vurgulamışlar; insanların sürekli birbirleriyle etkileşim içinde, ortak bazı algılara ulaşarak yaşamlarını sürdürdüklerini öne sürmüşlerdir. Bu görüşe uygun olarak insanların klinik ortamdaki deneyimleri de kaçınılmaz bir şekilde içinde bulundukları sosyal bağlamdan etkilenir.

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı
Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı –

Güncel Öznelliklearası Psikanalitik Teoriler

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı, psikanaliz, yaklaşım, kadıköy terapi, anadolu yakası psikolog, anadolu yakası psikolojik danışman, kadıköy psikolog, taksim psikolog, istanbul en iyi psikolog, anadolu yakası psikiyatrist

  • İlişkisellik
  • Öznellliklerarasılık
  • Kişisel deneyimlerin diğer öznelerden gelen tepkilerle belirlenmesi
  • Empatik sorgulama
  • Psikanalitik sorgulama

Güncel öznelliklerarası psikanalitik teoriler çeşitli noktalarda birbirlerinden farklılaşır, fakat hepsi insanın, içinde sürekli olarak etkileşimde bulunduğu sosyal bağlamı büyük ölçüde dikkate almaktadır (Frie & Reis, 2001).

Freudyen teoriye göre psikanaliz, yalnızca zihinsel bir aygıt (mental apparatus) içinde gerçekleşenlerle ilgilenen bir bilim olarak görülmüştü (1940). Kartezyen zihin paradigmasının etkisiyle Freud, zihinsel aygıtta bilinç ve bilinçdışı olarak adlandırdığı birbirinden ayrı bazı yapılar olduğunu öne sürmüş, ve özellikle insanın bilinçdışı psişik yaşantılarına odaklanmıştır. Bu görüşe göre, insanların deneyimleri tamamıyla kendi içsel psişik durumlarının oluşturduğu ürünler olarak, ortaya çıkmaya çalışan içsel dürtüsel enerjinin dış dünya ile uyum sağlama çabaları olarak görülmüştür (Stolorow & Atwood, 1992). Bireysel deneyimin bu en erken psikanalitik kavranışından beri fenomenolojik bakış açılarını ve psikanalizin klinik pratikleri sürekli değişip dönüşmeye devam etmektedir.

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı
Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı

Harry Stack Sullivan’ın kişilerarası psikanaliz kuramı, psikanalitik teorideki en yeni yaklaşımlar olan ilişkisel ve öznelliklerarası psikanaliz yaklaşımlarının temelini oluşturmaktadır. Sullivan kendi döneminde psikiyatriyi bir sanata, zihinsel bozuklukları yalnızca gözlemlemeyi değil, öznel bir katılımcı olarak aynı zamanda etkide bulunmayı da içeren bir sanat dalına benzeterek, alternatif bir psikiyatri tanımı yapmıştır (Sullivan, 1997, s. 13). Öznelliklerarası psikanalitik teorinin izleri, Sullivan’ın bu yaklaşımında örtük bir şekilde bulunmakla beraber, esasen Jessica Benjamin (1988, 1995), Thomas Ogden (1986, 1994), Robert Stolorow (1984) ve çalışma arkadaşları tarafından geliştirilmiştir.

Öznelliklerarasılık, Amerika’da Robert Stolorow ve çalışma arkadaşları George E. Atwood, Bernard Brandchaft, Daphne S. Stolorow ve Donna M. Orange tarafından çalışılmıştır. Psikanalizin fenomenolojik altyapısının izini süren bu teorisyenler, psikanalitik teorilerin öznel kaynaklarını araştırmışlardır. Öznelliğin büyük ölçüde öznenin içinde bulunduğu bağlamdan etkilenen bir olgu olduğunu öne sürerler. Özne ve nesne arasında tanımlanan geleneksel Kartezyen ayrımdan farklı olarak, öznelliğin yalnızca ‘‘geçmiş, şimdiki zaman ve geleceğin öznelliklerarası bağlamları içinde’’ yer alan bir öznenin deneyimi olabileceğini savunurlar (Stolorow, Orange ve Atwood, 1999, s. 402). Bu öznelliklerarası yaklaşım, kaynağını hermenötik gelenek, varoluşsal fenomenoloji, yapısalcılık ve Kohut’un geliştirdiği kendilik psikolojisinden almaktadır (Atwood ve Stolorow, 1984).

Kohut (1984) bilimde nesnellik sorununu tartışmış ve ‘‘objektif gerçeklik daima özneldir’’ (s. 36) sonucuna ulaşmıştır. Ona göre psikanaliz, ‘‘prensip olarak analistin seanstaki doğal insani varlığının analize olan etkisinin’’ farkına varmaya ve bu etkiyi incelemeye çalışacak teorik bir değişime ihtiyaç duyuyordu (s. 37).

Kohut’un klinik pratikteki nötraliteye şüphe ile yaklaşmasıyla birlikte bireyin çevresel etkileşimlerine gösterdiği dikkat, onu, kendilik psikolojisini geliştirmeye yöneltmiştir. Öznelliklerarası psikanaliz yaklaşımı, Kohut’un kendilik psikolojisinin temel varsayımlarıyla birlikte ele alınmalıdır; çünkü o da kendilik psikolojisinin yaptığı gibi, kişisel deneyimlerin ruhsal olarak düzenlenmesinin daima öznelliklerarası bir bağlamda, diğer öznelerden gelen tepkilerle belirlendiğini vurgular. Öte yandan, Kohut’un kendilik kavramı, çevresinden izole olmuş ve çevresine tepki vermek için en doğru zamanı bekleyen içsel bir yapıya işaret etmektedir (1984). Böyle bir özne anlayışına karşıt olarak, Stolorow ve çalışma arkadaşları (1992) kişisel deneyimin, kişinin içinde bulunduğu bağlam tarafından şekillendiği, öznelliğe dair daha dinamik bir yaklaşım öne sürerler.

Stolorow’a göre aktarım-karşı aktarım, terapötik etkiler ve sonuçları, genel olarak tüm psikopatolojiler içinde ortaya çıktıkları öznelliklerarası bağlamlardan ayrı açıklanamazlar. Stolorow ve arkadaşlarının öznelliklerarası psikanaliz yaklaşımına önemli bir katkıları ‘‘kabul görmüş empatik sorgulama’’ (s. 93) olarak adlandırılan, analistin hastanın duygulanım dünyasını ve ifade ettiği şeyleri anlamaya dair sorumluluğunu ifade eden bir yaklaşımdır.

Bu empatik sorgulama, analistin ‘‘süregiden terapötik sürece kendi öznelliğinin de dahiliyeti ile ilgili devamlı olarak düşünmesi’’ anlamına da gelir (Stolorow ve Atwood, 1992, s. 121). Öte yandan Stolorow, terapötik açmaz (impasse) denen kavramı, klasik psikanalizde anlatıldığı gibi sadece hastanın direncinden kaynaklanan bir durum değil, hem analist hem de analizanın katkıda bulunduğu bir süreç, birlikte oluşturulan bir çıkmaz olarak açıklar (Orange, Atwood & Stolorow, 2009, s. 76).

Bu klinik yaklaşıma göre psikanalitik sorgulama, analist ve analizanın öznellikleri arasında oluşan tüm bağlamları kapsamalıdır.

Jessica Benjamin ve Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı, psikanaliz, yaklaşım, kadıköy terapi, anadolu yakası psikolog, anadolu yakası psikolojik danışman, kadıköy psikolog, taksim psikolog, istanbul en iyi psikolog, anadolu yakası psikiyatrist

  • Diğer insanları nesne olarak algılamak
  • Nesnenin kendi öznelliğe sahip bir öteki olması
  • Terapide kendini bırakma

Jessica Benjamin, ego psikolojisi ve nesne ilişkileri ekolünün etkisiyle, daha çok gelişimsel süreçlere odaklanan öznelliklerarası bir teori geliştirmiştir. Bunu yaparken Mahler, Winnicott ve en çok da Daniel Stern’in teorik yaklaşımlarını genişleterek ele aldığı söylenebilir. Benjamin (1988), diğerleriyle etkileşimin tüm boyutlarını gelişimin parçaları olarak görmüştür. Ona göre diğer insanları hislerimize, ihtiyaçlarımıza ve düşüncelerimize göre nesne olarak algılarız fakat bu nesne aslında bir öznelliğe sahiptir. İnsan gelişiminin en zorlayıcı bölümü bu gerçeği kabul etmek ve nesneyi kendimize eşit bir varlık merkezi olarak kabullenmektir (Benjamin, 1995).

Benjamin ayrıca Mahler’in tanımladığı, bebeğin, annenin varlığını dayanak alarak dış dünyaya açılmasını anlatan rapprochement evresini de diğerinin öznelliğini tanımak için bir mücadele olarak görür. Bu bakış açısına göre, bu evrenin sonunda elde edilen, basit bir şekilde nesne sürekliliğinin kazanılması değil, aynı zamanda diğerinin (bakım veren kişinin) öznelliğini tanıma yetisinin gelişmeye başlamasıdır. Öte yandan Benjamin, Winnicott’un nesneyle ilişki kurarken nesneyi tahrip etmeye dair fikrini de nesneyi kendi öznelliği içinde bir varlık olarak idrak etmek için bir fırsat olarak görür. Bebek, tahrip ettiği nesnenin hala sağlam bir şekilde var olabildiğini gördüğünde, nesnenin sadece kendi uzantısı değil, kendi öznelliğine sahip bir öteki olduğunu anlar (Benjamin, 1990).

Benjamin’in vurguladığı terapide kendini bırakma (surrendering) durumu, bireyin kendiliğini olduğu haline bırakması, aynı zamanda diğerinin öznelliğini tanıması ve farklılığını kabul etmesidir. Bu bakış açısına göre terapideki her bireyin diğerine kendini bırakarak iletişim kurması terapinin gidişatı açısından kritiktir, çünkü diğerinin ayrı öznelliğini kabul ederek onun zihniyle sürdürülebilir nitelikte bir bağ kurmak ancak bu kendini bırakma durumu sayesinde mümkün olabilir.

Benjamin (2004) terapide diğerinin öznelliğini tanıma ve kabul etme durumu olmadan, terapistin yorumlarının hasta tarafından bir şeye maruz kalınmış gibi hissedilebileceğini ve eşit olması gereken iki öznellik arasında asimetrik bir ilişki kurulmasının bu şekilde kaçınılmaz olduğunu öne sürer. Böyle asimetrik bir bağlamda yapılan terapötik müdahaleler ise hastanın kendini suçlaması ve utanç duyması gibi durumlara neden olabilir (Benjamin, 2004).

Ogden ve Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı, psikanaliz, yaklaşım, kadıköy terapi, anadolu yakası psikolog, anadolu yakası psikolojik danışman, kadıköy psikolog, taksim psikolog, istanbul en iyi psikolog, anadolu yakası psikiyatrist

  • İlişkiden bağımsız bir birey/rol yoktur
  • Ayrı olma ve aynı zamanda bir olma
  • Divanın yeri
  • Rüya analizi
  • Serbest çağrışımın yeniden değerlendirilmesi
  • Bir arada ama farklı olma

Benjamin’in öznelliklerarası teoride ileri sürdüğü temel faktör diğerinin öznelliğini tanıma iken, Ogden’in odaklandığı temel nokta yaratma fenomenidir. Klein, Bion ve Winnicott’un teorik yaklaşımlarını temel alan Ogden insan deneyiminin akıbetine odaklanmıştır. Winnicott’un çok iyi bilinen ‘‘yalnız başına bebek diye bir şey yoktur’’ (Winnicott, 1960, s. 39) varsayımını ele alarak ‘‘analitik bağlamda, analistle ilişkisinden bağımsız olarak analizan diye bir şey, ve analizanla ilişkisinden bağımsız olarak bir analist diye bir şey yoktur.’’ demiştir (Ogden, 1994, s. 4).
Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı, psikanaliz, yaklaşım, kadıköy terapi, anadolu yakası psikolog, anadolu yakası psikolojik danışman, kadıköy psikolog, taksim psikolog, istanbul en iyi psikolog, anadolu yakası psikiyatrist
Hem anne-bebek hem de analist-analizan ikilileri birbirlerinde ayrı formlar olarak var olamazlar; her biri kendi öznelliklerini korurken, aynı zamanda diyalektik bir gerilim içinde diğerini yaratır, olumsuzlar ve korur (Ogden, 1992). Bu ayrı olma ve aynı zamanda bir olma durumlarının eş zamanlı gerçekleşmesi yönündeki anlayışı koruyarak, Ogden analizin öznesini, Winnicott’un bireysel deneyimlerin içinde oluştuğunu öne sürdüğü üçüncü bir alana, yani geçiş alanına yerleştirir (Winnicott, 1971) ve öznelliklerarası analitik üçüncü kavramını tanımlar. Bu kavram analitik süreci, analitik bağlamda analist ve analizanın ayrı öznelliklerinin ilişkisiyle yaratılan bir yapı, eşsiz bir diyalektiğin ürünü olan üçüncü bir öznellik olarak tanımlamaktadır (Ogden, 1994).

Ogden’e göre analitik süreçte analist de analizan da analitik sorgulamanın nesnesi olmalıdırlar, çünkü analistin öznelliği de analitik üçüncünün bir parçasıdır. Bu nedenle de analist artık basit bir şekilde hastayı ve analizde olan bitenleri gözlemleyen kişi olamaz. Analitik üçüncü analist ve analizan tarafından birlikte yaratıldığı için, onlar bunu ayrı ayrı değil, ancak yine birlikte deneyimleyebilirler. Bu bakış açısına göre psikanaliz, ‘‘analitik ortamı oluşturan rollerin değişik bağlamları içinde…diyalektiğin değişken doğasını deneyimlemek, anlamak ve tarif etmek için bir çabadır.’’ (2003, s. 6). Öte yandan bu çaba asimetrik bir şekilde analizanın iç dünyasını anlamayı ön plana koymalıdır çünkü analizin tek amacı analizanın dünyayı daha iyi bir şekilde deneyimlemesine yardım etmektir.

Divanın Yeri Bunlara ek olarak Ogden psikanalitik yöntemin üç farklı yönünü yeniden ele alır (1996). Bunlardan biri analitik çalışmada divanın yeridir. Divan, analizdeki öznelliklerin hayal dünyalarının kesişmesini kolaylaştırarak analitik üçüncünün daha kolay bir şekilde ortaya çıkmasını sağlar, bu nedenle kritik bir öneme sahiptir.

Rüya Analizi Ayrıca Ogden (1996), psikanalizde rüya analizini öznelliklerarası analitik bağlama yerleştirir ve rüyaların, analitik üçüncünün rüyaları olarak yorumlanması gerektiğini öne sürer.

Serbest Çağrışım Kuralının Yeniden Değerlendirilmesi Bunlara ek olarak Ogden psikanalizin ana kuralı (fundamental rule) olan, Freud’un öne sürdüğü serbest çağrışım kuralını da yeniden ele alır. Hastayı aklına gelen her şeyi söylemeye teşvik etmek Ogden’e göre analitik süreçle bağdaşmayan bir çabadır. Bunun yerine, analist ve analizan arasında kendiliğinden ortaya çıkan karşılıklı ilişkisel gerilimin gidişatı açısından, sessizliğe de alan açabilmenin, hastanın iletişim kurma ya da kurmama konusunda kendini özgür hissetmesinin önemini vurgular (Ogden, 1996).

Bir Arada ama Farklı Öznelliklerarası psikanaliz yaklaşımı, psikanalitik teorinin birçok farklı yaklaşımını yeniden ele alır ve kişilerarası alandaki bireysel deneyimlere büyük bir önem atfederek bunları anlayabilmek için yeni bakış açıları sunar. Aynı zamanda bireyler arasındaki öznel farklılıkların önemini vurgular. Farklı ama bir arada olmak fenomenolojik olarak bireysel deneyimlerimizin doğasına dair en önemli durumlardan biridir. Öznelliklerarası psikanaliz yaklaşımı, tüm bu farklılık içindeki etkileşimlerimizin doğasını anlamaya yönelik önemli dayanak noktaları sunar. İnsanların birbirlerinden farklı ama asla izole olmayan öznellikleri arasındaki etkileşimi vurgulaması nedeniyle bu teorik yaklaşım, cinsiyet ve kültür gibi sıklıkla çalışılan sosyolojik konular için teorik bir dayanak noktası da sağlamaktadır.

Öznelliklerarası psikanaliz yaklaşımının psikanalizin klinik pratiğine en önemli katkısı terapistin/analistin öznelliğinin de tanınması ve anlaşılmaya çalışılmasıdır. Buna göre aktarım ve karşı-aktarım gibi psikanalizin temel terapötik araçları, terapide oluşan öznelliklerarası çatışmaları açıklamak için daha etkin ve çok boyutlu bir şekilde kullanılabilir.

İlgili Diğer Yazılar

Psikoterapi Yöntem ve Yaklaşımları

Freud’un Teorisinde Ölüm ve Ölümlülüğün Yeri

Psikanaliz ve Film Analizi Üzerine

Film Analizi: İtiraf

Şiir Analizi: Yılkı

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı, psikanaliz, yaklaşım, kadıköy terapi, anadolu yakası psikolog, anadolu yakası psikolojik danışman, kadıköy psikolog, taksim psikolog, istanbul en iyi psikolog, anadolu yakası psikiyatrist

1 YORUM

Comments are closed.