TAKSİM Şube 
 MODA / Kadıköy Şube  Tel: 0 (212) 245 11 46 
Dedemin İnsanları Filminin Aile Terapisi Konseptleri Açısından İncelenmesi

Dedemin insanları Filminin Aile Terapisi Konseptleri Açısından incelenmesi

Filmde göç, göçmen olmak, benzerlik, farklılık, ötekilik, ayrılık, kopuş, değişim, bekleyiş, gelenekler, ölüm, kayıp, intihar, yas; Türk topraklarında yabancı olarak karşılanan Türk uyruklu Girit göçmenlerinin deneyimleri üzerinden anlatılmaktadır. Ne orada ne burada olabilen göçmenler yakanın her iki tarafında da kabul görme, kabul görmeme, tutunma, tutunamama arasında gidip gelmektedirler.
Şiir Analizi: Yılkı

Şiir Analizi: Yılkı

Yılkı… O yabanıl, başıboş at… O şımarık, parıltılı çocukluk… Yılkı atlarının bazıları dönermiş baharda; tekrar tekrar döndü Cansever’e de atı ve böylece yeniden, yeniden, yeniden, durmaksızın yaratabildi. Söylediği gibi; ne kadar kışları bırakmak zorunda kalsa da yılkı onun atıydı her zaman!
Öznelliklerarası Psikanaliz

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı, psikanaliz, yaklaşım, kadıköy terapi, anadolu yakası psikolog, anadolu yakası psikolojik danışman, kadıköy psikolog, taksim psikolog, istanbul en iyi psikolog, anadolu yakası psikiyatrist Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı Psikolog Cansu Paçacı Öznelliklerarası...

Çocukluğun Gamsızlığı Nerede?

Çocuklar en çok ihtiyaç duydukları şeyden, çocukluğun gamsızlığından mahrum edilerek yetiştirildiklerinde karşımıza kendisi gibi olamayan, özüne yabancılamış yetişkinler çıkıyor. Bu nasıl oluyor derseniz bakmamız gereken yer, ebeveynler olarak, kendi çocukluğumuz oluyor elbette.
Freud'un Teorisinde Ölüm ve Ölümlülük

Freud’un Teorisinde Ölüm ve Ölümlülüğün Yeri

Freud, teorisini son haline getirdiğinde, ölüm fikri, ölüm içgüdüsü başlığı altında çok temel bir yere sahip olmuştu. 1920’de, Haz İlkesinin Ötesinde isimli kitabında, mutluluk peşinde koşma ve hayatta kalma içgüdülerinin, psişik dinamikleri açıklamak konusunda eksik kaldığını düşünmüş; dolayısıyla ruhsallığı yönlendiren temel bir unsur olarak, yaşamı destekleyen içgüdülerle beraber, bir ölüm içgüdüsünün de olması gerektiğini öne sürmüştü. Ölüm içgüdüsü, yaşam içgüdüsüyle ilişki (ve çatışma) halinde, insan ruhsallığının bitmek bilmeyen dinamizmini yaratıyordu. Ancak, Freud ölüm ve ölümlülük, ayrıca bu ikisinin insan ruhsallığı etkisi üzerine, 1920’den önce de düşünmüş ve insan psişesini anlamaya ve açıklamaya çalışırken bunlara atıfta bulunmuştu. Freud, 1914’te bilinçdışının zamanın kurallarına tabii olmadığını söylemişti: Herhalde bunu, ölümlülüğün zamanla olan ilişkisiyle bir arada düşünmek mümkündür. [1] Gene, 1914’te, ölme zorunluluğu karşısında narsisizmi zedelenen insanın / egonun[2], çocuk sahibi olmak aracılığıyla ölümsüzlüğü garanti altına almayı çabaladığını iddia etmişti.

Yeni Yazılar