TAKSİM Şube 
 MODA / Kadıköy Şube  Tel: 0 (212) 245 11 46 
itiraf Film Analizi

itiraf Film Analizi

Bu çiftte güç dengesi sürekli değişmektedir. Bazen kadın çok güçlü ve bu güç karşısında adam ezik durumunda iken bazen de tam tersi konumlar yaşanır. Kadın, yaşadığı suçluluk duyguları karşısında sürekli sessiz kalmayı tercih eder, sessiz kalarak hem karşı tarafı hem de kendini cezalandırır, bir yandan adamı kışkırtarak şiddetin dozunu artırmasına neden olur diğer taraftan adama pasif şiddet uygular.
Dedemin İnsanları Filminin Aile Terapisi Konseptleri Açısından İncelenmesi

Dedemin insanları Filminin Aile Terapisi Konseptleri Açısından incelenmesi

Filmde göç, göçmen olmak, benzerlik, farklılık, ötekilik, ayrılık, kopuş, değişim, bekleyiş, gelenekler, ölüm, kayıp, intihar, yas; Türk topraklarında yabancı olarak karşılanan Türk uyruklu Girit göçmenlerinin deneyimleri üzerinden anlatılmaktadır. Ne orada ne burada olabilen göçmenler yakanın her iki tarafında da kabul görme, kabul görmeme, tutunma, tutunamama arasında gidip gelmektedirler.
Psikanaliz Kitap Önerileri----

Psikanaliz Kitap Önerileri

Psikanaliz Kitap Önerileri Psikanaliz Kitap Önerileri, Psikanaliz, Psikanalitik Kitap, Psikodinamik Terapi, Psikoloji, Psikolog, Psikoloji Kitap, Ruh Sağlığı Kitap, Psikanalist, Psikanalitik, Psikanalitik Kuram, Kitap Önerileri, Moda Psikolog, Moda Terapist Birçok meraklı bir kitapçıya gittiğinde...
Öznelliklerarası Psikanaliz

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı

Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı, psikanaliz, yaklaşım, kadıköy terapi, anadolu yakası psikolog, anadolu yakası psikolojik danışman, kadıköy psikolog, taksim psikolog, istanbul en iyi psikolog, anadolu yakası psikiyatrist Öznelliklerarası Psikanaliz Yaklaşımı Psikolog Cansu Paçacı Öznelliklerarası...
Şiir Analizi: Yılkı

Şiir Analizi: Yılkı

Yılkı… O yabanıl, başıboş at… O şımarık, parıltılı çocukluk… Yılkı atlarının bazıları dönermiş baharda; tekrar tekrar döndü Cansever’e de atı ve böylece yeniden, yeniden, yeniden, durmaksızın yaratabildi. Söylediği gibi; ne kadar kışları bırakmak zorunda kalsa da yılkı onun atıydı her zaman!
Freud'un Teorisinde Ölüm ve Ölümlülük

Freud’un Teorisinde Ölüm ve Ölümlülüğün Yeri

Freud, teorisini son haline getirdiğinde, ölüm fikri, ölüm içgüdüsü başlığı altında çok temel bir yere sahip olmuştu. 1920’de, Haz İlkesinin Ötesinde isimli kitabında, mutluluk peşinde koşma ve hayatta kalma içgüdülerinin, psişik dinamikleri açıklamak konusunda eksik kaldığını düşünmüş; dolayısıyla ruhsallığı yönlendiren temel bir unsur olarak, yaşamı destekleyen içgüdülerle beraber, bir ölüm içgüdüsünün de olması gerektiğini öne sürmüştü. Ölüm içgüdüsü, yaşam içgüdüsüyle ilişki (ve çatışma) halinde, insan ruhsallığının bitmek bilmeyen dinamizmini yaratıyordu. Ancak, Freud ölüm ve ölümlülük, ayrıca bu ikisinin insan ruhsallığı etkisi üzerine, 1920’den önce de düşünmüş ve insan psişesini anlamaya ve açıklamaya çalışırken bunlara atıfta bulunmuştu. Freud, 1914’te bilinçdışının zamanın kurallarına tabii olmadığını söylemişti: Herhalde bunu, ölümlülüğün zamanla olan ilişkisiyle bir arada düşünmek mümkündür. [1] Gene, 1914’te, ölme zorunluluğu karşısında narsisizmi zedelenen insanın / egonun[2], çocuk sahibi olmak aracılığıyla ölümsüzlüğü garanti altına almayı çabaladığını iddia etmişti.

Çocukluğun Gamsızlığı Nerede?

Çocuklar en çok ihtiyaç duydukları şeyden, çocukluğun gamsızlığından mahrum edilerek yetiştirildiklerinde karşımıza kendisi gibi olamayan, özüne yabancılamış yetişkinler çıkıyor. Bu nasıl oluyor derseniz bakmamız gereken yer, ebeveynler olarak, kendi çocukluğumuz oluyor elbette.
Film Analizi Zelig Mockumentary

Film Analizi Zelig Mockumentary

Kısaca bu şekilde özetlenebilecek, 1983 yapımı Woody Allen filmi Zelig, türünün harika bir örneği, bir mockumentary film: yani sahte belgesel. Elbette Zelig adında biri hiç yok ve bu yazılanların hepsi de tamamen bir Woody Allen yaratıcılığı ve kurgusundan ibaret. Mockumentary, hiç olmayan bir olayı, bir kişiyi ya da bir dönemi, tamamen kurmaca mantığıyla fakat teknik olarak belgesel anlayışıyla anlatan bir film türü. Zelig’de türe dair teknik, çok titiz uygulanıyor ve böyle olunca da izleyici “bu adam galiba gerçekten yaşamış” hissine kapılıyor. Hızlandırılmış siyah beyaz resimler, kostümler, gazete küpürleri, basın açıklamaları ve o dönemi anlatan “günümüz” röportajları son derece gerçekçi.
Toplumsal Travma: Holokostun Gölgesinde Gece ve Sis------

Toplumsal Travma: Holokostun Gölgesinde / Gece ve Sis

‘Kaybedilmiş Sınırlar’ ‘’...hiç yara almadan / aynadan geçemezsin geçemezsin aynadan / hiç yara almadan...’’                                    Yıldırım Türker Katolik bir eczacının oğlu olan Resnais 1922 yılında Fransa’nın batısında Vannes’da dünyaya gelir. Savaş yıllarında 1943’te Vichy Hükümeti döneminde açılan Sinema Yüksek Enstitüsü’nde (L’Institut des Hautes Études Cinématographiques) eğitim görür. Resnais, ülkesinin Alman işgali altındaki dönemini yansıtan kısa filmi ‘Guernica’da (1950) Pablo Picasso’nun faşizm karşıtı efsanevi tablosu ‘Guernica’nın ön taslaklarının görüntülerine yer verir.
Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler-

Psikanaliz ve Psikanalitik Denemeler

Kitap için seçilmiş ilk yazı, Victor Hugo’nun kızı Adele hakkındadır. Soyadının filmin adında bulunmayışı, yani soyadının eksikliği, babanın adının ve babanın eksikliğidir. Babanın arayışı ile başlayan denemeler kitabı, ikinci denemesinde “önce meme vardı” diyerek psikanalitik teorinin en başına ve insanın tarihinin de en başına giderek bebek ile memeyi buluşturur. Tema anneye döner: “İlk yaslanılan anne memesidir, üzerinde ilk uyunan yastık anne memesidir.” Bu deneme yas, yaslanma ve aşk nesnesi hakkındadır. “İnsan ağızdan başlar” diyerek psikanalist Fédida’ya gönderme yapar.

Yeni Yazılar