Paranoya ve Paranoid Kişilik

Paranoya kelimesinin kökenini antik Yunan’a dayanmaktadır. Paranoya kelimesi, “para” (ötesinde olmak) ve “nous” (düşünce)’dan oluşmaktadır. Kelimenin anlamsal kökenine bakıldığında paranoyayı, düşüncenin olağan alanının ötesinde olmak olarak açıklanabilir. Klinik bakış açısı ile kelimenin anlamına bakıldığında düşüncenin hastalanması ya da delilik olarak tarif edilmektedir. Kelimenin geçmiş kökenlerine bakıldığında paranoya daha çok hastalıklı, patolojik bir durum olarak görülmesine rağmen günümüzde klinik ve teorik alanda kelimenin kullanımında değişiklikler olmuştur. Kelimenin arkaik anlamı, yıllar boyunca birçok değişikliğe uğramıştır. Özellikle psikodinamik teorinin katkıları birçok yazarın paranoyayı oluşturan diğer dinamiklerin merak edilip araştırılmasına olanak sağlamıştır.

Paranoya kelimesi zihinde pek çok karakteristik özelliği canlandırır. Edebiyat ile ilgili metinlere bakıldığında paranoid yapıyı pek çok farklı karaktere bürünmüş olarak karşılaşmamız mümkündür. Örneği Franz Kafka’nın hikayelerine bakıldığında paranoyanın çeşitli hallerini görebiliriz. Kısa hikayelerinden biri olan “The Burrow” da paranoyaya ait birçok farklı dinamiğin bir karakterde başarılı şekilde anlatıldığı görülür. Hikayede özetle bir yuvanın neden ve nasıl inşaa edildiği, olası tehlikelere karşı nasıl önlemler alındığı anlatılır. Hikayenin kahramanı yer altında yaşayan, barınma, güvende hissetme, avlanma gibi ihtiyaçlarını karşılayacak ölçüde çok sayıda tünellerden oluşan yuvasını inşaa etmeye çalışan bir canlıdır. Hikayeden alınan aşağıdaki pasaj, bu canlının içinde yaşadığı paranoid ruhsal yapıyı çok güzel anlatan bir alıntıdır:

Paranoya ve Paranoid Kişilik
Paranoya ve Paranoid Kişilik

“ Yuvamı tamamladım, oldukça başarılı görünüyor. Dışarıdan yalnız bir büyük delik görünüyor, ama gerçekte bir yere çıktığı yok deliğin, daha birkaç adım sonra kayalara tosluyor. Bilerek böyle bir hileyi uyguladım diye övünmek istemem hani; daha çok bu, bir sürü başarısız yapı denemelerimin birinden kaldı; ama işte bu tek deliği de kapamadan bırakmak elverişli göründü bana. Doğru, kimi hileler öylesine bir incelikle hesaplanmıştır ki, kendi başlarını yer sonunda, bunu herkesten iyi bilirim. Sonra bu delikle bir kez burada araştırılmaya değer bir şeylerin bulunabileceğine dikkati çekmem, elbet atak bir davranış. Ne var ki ödlek olduğumu, yalnız ödleklikten bu yuvayı yaptığımı sanan da beni tanımamış demektir… Doğru, biri yosunlar üzerine basabilir ya da ayağı tökezleyip yosunlar içine girebilir, o zaman benim yuva açığa çıkıp canı isteyen – ancak unutulmasın ki, pek sık rastlanmayan kimi ustalıkları gerektirir bu- içeri sızabilir ve ne var, ne yok bir daha hayır gelmemecesine kırıp döker. Bunu bilmiyor değilim ve yaşamımın doruğuna ulaştığım şu an bile bir saatçik olsun tam bir rahat yüzü gördüğüm yok… sadece kendime ve yuvama güvenebilirim…”

Hikayede Kafka, güvende hissetmenin imkansızlığını anlatır çünkü etrafta her an tetikte bekleyen ve zarar vermek isteyen düşmanlar vardır. Yoğun korku ve zarar görme endişesi tüm hikaye boyunca hissedilir. Yeraltı yaratığı, her daim dışarda bekleyen düşmanlara karşı tetikte beklemektedir. Kendisi ve inşa etmeye çalıştığı yuvası dışında çevresindeki hiçbirşeye merakı yoktur çünkü diğerleri potansiyel düşmandır. Bu sebeple hikayenin anlatımı boyunca yeraltı canlısı hep yalnızdır. Ayrıca en ufak kendini huzurlu hissetme halinde, zarar göreceğine dair endişe yanıbaşındadır. Paranoid durumda insanlar bıçak sırtında gibi yaşarlar. Ruhsal durumları her an olası tehditlere karşı hazırlıklı olmak zorundaymış gibi hissederler, ancak hiçbir zaman ruhsal olarak hazır hissetmezler aslında. Sürekli tetikte olmak zorunda hissettikleri için tüm enerjilerini olası tehlikeleri bertaraf etmek için harcarlar bu sebeple de huzurlu olmak, keyif çıkarmak için yetecek enerjileri kalmaz.

Paranoya ve Paranoid Kişilik
Paranoya ve Paranoid Kişilik

Tüm yaşanan bu ruhsal zorluğa rağmen paranoid yapıdaki insan yetersiz, pasif ya da endişeli olduğunu şiddetle reddeder. Ruhsal yapısını gizler, yer altında gibidir ve çoğu zaman araştırılması veya anlaşılması zordur. Çoğunlukla duygularını, niyetlerini ya da sırlarını gizleyebilme konusunda kendileri ile övünürler. Öfkeli halleri aslında bir savunma biçimidir. Yaşadıkları tehdit hem içsel dünyadan hem de dış dünyadan gelmektedir. Yetersizlik, değersizlik ya da aşağılanma gibi duygular gelecekte yaşayabilme ihtimallini ile zihinleri meşguldür. Bu düşünce ve duygularla baş etmekte zorlandıkları için bu duyguları ters yüz ederek büyüklenmeci fanteziler yaşayabilirler. Çok kırılgan bir içsel dünyaya sahip oldukları için yaşadıkları yetersizlik duygularından ve içsel dünyalarının araştırmasından ya da merak edilmesinden kaçınırlar. Yaşadıkları yetersiz olma duygularını dış dünyaya yansıtarak çözüm bulma eğilimi gösterirler. Ötekinin davranışlarını anlama konusunda zorluk yaşarlar. Dış dünya ile kurduğu ilişkiyi için kendi “güven- güvensizlik” pencerenden bakarak anlamaya çalışırlar. Zaman zaman pek çok insanı hayran bıracak şekilde herşeyi tüm detayları ile düşünme gibi yetenekleri bulunur.

Paranoyanın üç temel karakteristik özelliği, kötülük görme, şüphecilik ve grandiyözitedir. Ne kadar çok dış dünyaya karşı şüpheci, savunma halinde, güvensiz ya da büyüklenmeci düşüncelere sahipse, o kişi aslında içsel olarak o kadar kırılgan, korkmuş ya da kendini değersiz hisseder. Şüpheci düşüncelerle çok fazla meşguldürler ve onlara göre bu şüpheci düşüncelerin gerçek bir temeli bulunur. Ancak bu düşüncelerin çoğu algısal olarak bozulmalar içerir. Şüpheci düşüncenin en yoğun şekli ile düşmanlar her zaman yerde zarar vermek için beklemektedir. Kafka’nın hikayesinde olduğu gibi yaşadıkları yetersizlikleri telafi edebilmek için bir zulm görme teorisi yaratmaya ihtiyaç duyarlar. Yaşadıkları yalnızlık, şüphelerinin hem sebebi hem de sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Yalnızlık ve yetersizlik duyguları ile baş edebilmek için zihinlerinde sürekli ötekinin ne yaptığı, kendisine ne yapacağına odaklanırlar, böylelikle kendilerini düşlemsel olarak yalnız ve değersiz hissetmezler. Paranoid yapıda kişi ne kadar kırılgan ise o kadar çok öfkesini dış dünyaya yansıtırlar.

Paranoya ve Paranoid Kişilik Psikoterapi Psikolog Psikoterapist