TAKSİM Şube 
 MODA / Kadıköy Şube  Tel: 0 (212) 245 11 46 

Yetişkin & Bireysel Terapi

Yetişkin & Bireysel Terapi

Bireysel & Yetişkin Terapi Bireysel & Yetişkin Terapi

Psikodrama Nedir?

Psikodrama Nedir?

Psikodrama bireylere, dramatik canlandırmalar yoluyla, geçmiş ve güncel sorunlarını ve çatışmalarını ya da geleceğe dair beklenti, kaygı ve güçlüklerini ele alarak hazırlanma, başa çıkma becerilerini görme ve bunları deneme olanağını sağlar.
Ruh Sağlığı Alanında Kim Kimdir?

Ruh Sağlığı Alanında Kim Kimdir?

Ruh sağlığı bozukluklarında tanı ve tedavinin sağlanması, ihtiyaç duyulan psikolojik desteğin ve ilaç tedavisinin doğru alınması için doğru uzmana başvurmak oldukça önemlidir.
Cinsel Yönelim ve Eşcinsellik

Cinsel Yönelim ve Eşcinsellik

Cinsel yönelim ve eşcinsellik; bireyin toplumsal, ilişkisel, cinsel ve duygusal dünyasını tanımlamak için kullanılan terimlerdir. Cinselliği oluşturan unsurlar; cinsel yönelim, biyolojik cinsiyet (sex), toplumsal cinsiyet (gender) ve sosyal cinsiyet rolüdür.
Psikoterapiye Dair

Psikoterapiye Dair

Lunar Psikoterapi'de, yetişkin ve ergenlere yönelik bireysel psikoterapi, çocuk psikoterapisi ve grup psikoterapisi hizmeti verilmektedir. Psikoterapi nedir? Hepimiz, hayatımız boyunca belirli değerlerden etkilenerek yetiştik ve belirli sıkıntılarla belirli biçimlerde başa çıktık. İçinde bulunduğumuz toplum, zaman ve çevremizde bulunan insanlar bugün olduğumuz kişi olmamızda etkili oldu. Düşünsel, duygusal ve davranışsal boyutta sıkıntı yaratan olaylarla kendi tarzımızda başa çıkmaya çalıştık ve belirli alışkanlıklar edindik, belirli bir tarz geliştirdik.
Freud'un Teorisinde Ölüm ve Ölümlülük

Freud’un Teorisinde Ölüm ve Ölümlülüğün Yeri

Freud, teorisini son haline getirdiğinde, ölüm fikri, ölüm içgüdüsü başlığı altında çok temel bir yere sahip olmuştu. 1920’de, Haz İlkesinin Ötesinde isimli kitabında, mutluluk peşinde koşma ve hayatta kalma içgüdülerinin, psişik dinamikleri açıklamak konusunda eksik kaldığını düşünmüş; dolayısıyla ruhsallığı yönlendiren temel bir unsur olarak, yaşamı destekleyen içgüdülerle beraber, bir ölüm içgüdüsünün de olması gerektiğini öne sürmüştü. Ölüm içgüdüsü, yaşam içgüdüsüyle ilişki (ve çatışma) halinde, insan ruhsallığının bitmek bilmeyen dinamizmini yaratıyordu. Ancak, Freud ölüm ve ölümlülük, ayrıca bu ikisinin insan ruhsallığı etkisi üzerine, 1920’den önce de düşünmüş ve insan psişesini anlamaya ve açıklamaya çalışırken bunlara atıfta bulunmuştu. Freud, 1914’te bilinçdışının zamanın kurallarına tabii olmadığını söylemişti: Herhalde bunu, ölümlülüğün zamanla olan ilişkisiyle bir arada düşünmek mümkündür. [1] Gene, 1914’te, ölme zorunluluğu karşısında narsisizmi zedelenen insanın / egonun[2], çocuk sahibi olmak aracılığıyla ölümsüzlüğü garanti altına almayı çabaladığını iddia etmişti.

Yeni Yazılar