TAKSİM Şube 
 MODA / Kadıköy Şube  Tel: 0 (212) 245 11 46 
Ana Sayfa Yetişkin & Bireysel Terapi

Yetişkin & Bireysel Terapi

Yetişkin & Bireysel Terapi

Bireysel & Yetişkin Terapi Bireysel & Yetişkin Terapi

Psikodrama Nedir?

Psikodrama Nedir?

Psikodrama bireylere, dramatik canlandırmalar yoluyla, geçmiş ve güncel sorunlarını ve çatışmalarını ya da geleceğe dair beklenti, kaygı ve güçlüklerini ele alarak hazırlanma, başa çıkma becerilerini görme ve bunları deneme olanağını sağlar.
Terapi ve Bedensel Deneyimler ve Farkındalık----

Terapi ve Bedensel Deneyimler ve Farkındalık

Psikoterapide, terapist ve danışan arasındaki ilişkide bedensel deneyimlerin söze dökülmesi önemlidir; fakat sözel olmayan –dil öncesi- ve sembol öncesi bedensel deneyimleri sözel olarak ifade etmek oldukça güç olabilir. Kelimelere ve duygulara ulaşılamadığında bedensel çalışma oldukça değer kazanır.
Psikologa Gitmeme Nedenleri--------

Psikologa Gitmeme Nedenleri

Psikologa gitmeme nedenleri kişiden kişiye farklılaşır. Bu nedenler çoğu zaman kişilerin geçmiş yaşam öykülerine göre şekillenir. Birçok insan için uzaman bir psikologa veya bir terapiste başvurup yaşadığı ruhsal sıkıntılar için destek almak çok zor bir durumdur. Ünlü Fransız düşünür Montaigne daha ortada psikoloji denen bir bilim bile yokken Denemeler adlı eserinde fiziksel ve ruhsal hastalıklardan muzdarip insanların yaşadıkları sıkıntılara dair farkındalıkları ve yaklaşımları arasındaki derin farkı şöyle ifade eder: Fiziksel hastalıktan muzdarip kişiler durumları kötüleştikçe hastalılarıyla ilgili daha fazla şey öğrenir ve hastalığa dair olan farkındalıklarını artırırlar. Eğer bir adamın dizi ağrıyorsa ve bu ağrı şiddetlendikçe o kişi bir doktora ihtiyacı olduğunu daha fazla anlar. Bunun içinde daha fazla yardım arar ve çaba harcar. Bu durum ruhsal bir hastalık yaşayan kişilerde tam tersidir. Ruhsal şikayetler yaşayan insanlar ise bu şikayetleri arttıkça hastalıklarına dair farkındalıkları azalır ve daha az yardım ararlar. Ruhsal durumu kötüleşen hasta bu ruhsal hastalığa dair farkındalığı daha da azalır. Montaigne'nin dört yüzyıl önceki bu tespitinden yola çıkarsak aslında bir psikologa gitmek bir ruhsal zaaf değil; aksine çoğu zaman bir başkasından yardım alabilme ruhsal kapasitesinin bir göstergesidir. Gerçektende modern ruh sağlığı bilgimiz şizofreni, psikoz, bipolar v.b. gibi birçok ağır ruhsal hastalıkta bu hastalıktan muzdarip kişilerin, psikolojik yardım almalarına gerektiğine dair bir farkındalıklarının olmadığını gösterir. Hatta maniden veya kişilerin kendilerini oldukların önemli veya iyi buldukları birçok sanrısal psikozdan muzdarip hastalar kendilerini çoğu zaman olduklarından daha güçlü ve yenilmez bulurlar. Bundan dolayı da asla psikolojik destek almayı kabul etmezler.
Ruh Sağlığı Alanında Kim Kimdir?

Ruh Sağlığı Alanında Kim Kimdir?

Ruh sağlığı bozukluklarında tanı ve tedavinin sağlanması, ihtiyaç duyulan psikolojik desteğin ve ilaç tedavisinin doğru alınması için doğru uzmana başvurmak oldukça önemlidir.
Korku Duygusu-----

Korku Duygusu

Korku, en temel duygularımızdan biridir. Korku, hepimizin bildiği ve deneyimlediği bir duygudur, bu duyguya yabancı olan biri yoktur. Farklı farklı zamanlarda deneyimleyebilsek de hepimiz için tanıdık bir duygu. Evrimsel açıdan değerlendirdiğimizde korku ruhsal yapımız için oldukça gerekli bir duygu. Bu duygu sayesinde tehditleri algılayıp onlardan kaçınabiliriz. Korku duygusu, acı duygusuyla bağlantılıdır: Acı hissedebileceğimizi düşünüp korktuğumuz şey ile aramıza belirli bir mesafe koymaya çalışırız.
Utanç Duygusu Psikolojik Gelişim ve Ruh Sağlığı

Utanç Duygusu Psikolojik Gelişim ve Ruh Sağlığı

Utanç duygusu, acı vericidir, bir an önce geçmesini isteriz, onu ifade etmeye veya onun hakkında konuşmaya dair bir arzu duymayız; çünkü bunu yapmak utanç duygusunu tekrar deneyimleme riski yaratır. Utanç, bir ölçüde de yayılan bir duygudur, kendi içimizde biraz sızı hissetmeden başkasının utancına şahit olmak pek mümkün olmayabilir. Bir başkasının utanç duygusunu araştırmak, kendi içimizdeki utanca temas etmemize neden olabilir. Utanç duymaktan dolayı utanmaya eğilimliyizdir, bu nedenle utanç duygusunu inkar etme ya da saklama ihtiyacı duyabiliriz.
Freud'un Teorisinde Ölüm ve Ölümlülük

Freud’un Teorisinde Ölüm ve Ölümlülüğün Yeri

Freud, teorisini son haline getirdiğinde, ölüm fikri, ölüm içgüdüsü başlığı altında çok temel bir yere sahip olmuştu. 1920’de, Haz İlkesinin Ötesinde isimli kitabında, mutluluk peşinde koşma ve hayatta kalma içgüdülerinin, psişik dinamikleri açıklamak konusunda eksik kaldığını düşünmüş; dolayısıyla ruhsallığı yönlendiren temel bir unsur olarak, yaşamı destekleyen içgüdülerle beraber, bir ölüm içgüdüsünün de olması gerektiğini öne sürmüştü. Ölüm içgüdüsü, yaşam içgüdüsüyle ilişki (ve çatışma) halinde, insan ruhsallığının bitmek bilmeyen dinamizmini yaratıyordu. Ancak, Freud ölüm ve ölümlülük, ayrıca bu ikisinin insan ruhsallığı etkisi üzerine, 1920’den önce de düşünmüş ve insan psişesini anlamaya ve açıklamaya çalışırken bunlara atıfta bulunmuştu. Freud, 1914’te bilinçdışının zamanın kurallarına tabii olmadığını söylemişti: Herhalde bunu, ölümlülüğün zamanla olan ilişkisiyle bir arada düşünmek mümkündür. [1] Gene, 1914’te, ölme zorunluluğu karşısında narsisizmi zedelenen insanın / egonun[2], çocuk sahibi olmak aracılığıyla ölümsüzlüğü garanti altına almayı çabaladığını iddia etmişti.
Yaşlılık Psikolojisi ve Yaşlılara Psikolojik Destek

Yaşlılık Psikolojisi ve Yaşlılara Psikolojik Destek

Yaşlılık Psikolojisi ve Yaşlılara Psikolojik Destek Yaşlılık Psikolojisi ve Yaşlılara Psikolojik Destek, yaşlılık psikolojisi, yaşlılara destek, anadolu yakası psikolog, anadolu yakası psikolojik danışman, kadıköy psikolog, taksim psikolog, istanbul en iyi psikolog, anadolu...
İlişkilerin Aritmetiği------

İlişkilerin Aritmetiği

Bir ilişkiyi yaşama sebebimizle bir rüyayı görme sebebimiz aynıdır. Her ikisi de kendimizde anlayamadığımız ama bir şekilde hayatımıza etki eden ruhsal süreçlerimiz hakkında bilgi verir. Bir türlü normal süreçlerle aklımıza veya dile gelmeyeni, hatırlanmayanı bize hatırlatır veya anlatırlar. Deyim yerindeyse, ilişkiler aracılığıyla, aklımıza gelmeyen başımıza gelir. Psikolojik olarak özümsenmesi zor olan bütün geçmiş ilişki deneyimleri kendini bugünkü ilişkilerimizde tekrarlar.
Yetişkin Psikoterapisi ve Bebek Araştırmaları-

Yetişkin Psikoterapisi ve Bebek Araştırmaları

Çağdaş psikanalitik psikoterapi pratiği, son zamanlarda yapılan bebeklik ve erken çocukluk dönemi hakkındaki araştırmalardan oldukça etkilenmiştir. Bu araştırmalar; nöroloji, psikofarmakoloji, travma araştırmaları, psikanaliz ve duygulanım araştırmaları ile uyum içindedir. Bu yazıda gelişimsel araştırmalar ve klinik uygulama arasındaki bağlantılar incelenecek; bebeklik, çocukluk ve yetişkinlik dönemleri arasındaki karmaşık ilişkiler ele alınacaktır.

Yeni Yazılar